Dijital Dönüşüm İçin Yönetici Rehberi

Malum dijital dönüşüm, bir proje değil uzun bir yol. Ben de bir süredir bu alanda gerek yazarak ve kafa yorarak gerekse danışanlarımı bu yola doğru şekilde sokarak tecrübe biriktiriyorum. Bu birikimlerden iki çıkarımım var:

  1. Her dijital dönüşüm olayının kendi hikayesi vardır. Hikaye farklı olunca teşhis ve tedavi, yani reçete de farklı olur.
  2. Reçete nasıl olursa olsun, her aşamasında, müşteri de olsa çalışan da olsa mutlaka insanı merkeze almalıdır.

Ancak bir süredir dijital dönüşümdeki başarısız projeleri incelediğimde bir ortak özellik gördüm: Motivasyon eksikliği! Bu, benim danışanlarımda hiç karşılaşmadığım bir durumdu. Malum, yol uzun ve bu meşakkatli dijital dönüşüm yolunda projeden kopmamak önemli. Motivasyonun düşmesinde iki önemli sebep görünüyordu. Ya dijital dönüşüm yoluna kendi başına girenler ve/veya koçluktan uzak danışmanlar motivasyonun düşmesine sebep olmuş ya da dijital dönüşüme doğru yerden başlanmamış.
Takipçilerimden, veri güvenliği uzmanı, Ronald van Loon’un da geçen hafta bir makalede paylaştığı gibi MIT’nin yaptığı son araştırmaya göre dijital dönüşüm projelerinin bazılarında ciddi başarısızlıklarla karşılaşılıyor.
Peki C-level için başarılı bir dijital dönüşüm hikayesi yazmak için dikkat edilmesi gereken konular neler? İşte bu hafta bunları bir gözden geçirmek gerektiğini düşünüyorum.
Dijital Dönüşüme Üründen Başlayın
Her ne kadar her projenin farklı bir reçetesi var desem de başarısızlıkla sonuçlanan projelere baktığımda, motivasyonun yitirilmesinde en büyük sebebin, harcanan zaman ve yatırımın sonuçlarının görülememesi olduğunu fark ediyorum. Tabii ki; içerden başlayan bir dijital dönüşümün meyveleri çok geç geliyor. Önce yatırımı yapıyor sonra tasarrufun oluşmasını bekliyorsunuz. Halbuki kapitalist düzende bir şirketin en büyük motivasyonu kârdır. Yani kâr eden bir şirkette başarıyı veya başarısızlığı sorgulamazsınız. Ayrıca üründe dijitalleşme sadece ciroyu değil, bütün yapıyı büyütecektir. Söz gelimi üretim bandı genişleyecektir.
Bu nedenle iyi bir motivasyon için kurumdan bağımsız olarak ürünün dijitalleşmesinin en doğru bakış açısı olduğu yönündeki kanaatim her geçen gün güçleniyor.
Veriyi Büyütün, Analiz Etmeye Çalışın, Ama Çok da Şey Etmeyin!
Kurumun bütün verilerini toplamak çok önemlidir. Veri, yeni dünyanın petrolüdür. Ne kadar çok veriye sahip olursanız, o kadar zenginsiniz demektir. Bu veriyi analiz etmek de çok ama çok önemlidir. Ancak dijital dönüşümünü gerçekleştirmekte olan bir şirket için büyük veri oluşumlarından verimli bir analiz çıkarmayı beklemek çok romantik olacaktır.
Bu nedenle veriyi toplamak iyidir, ancak analiz için derin öğrenme yapabilen yapay zekaya sahip analiz araçlarına ihtiyaç vardır. Bu yapay zekalar gelişmeden, önünüze istediğiniz netlikte raporlar gelmeyeceğini de bilin. Bunun için kimseyi zorlamayın.
IT’nin Sorumluluğunu Artırın, Ama Gücünü Artırmayın
Yıllar önce medya kuruluşlarına aynı cümleyi reklamcılar konusunda kuruyordum. Her pozisyonun kendine ait bir karakteri vardır. Reklam satışa genel müdür görevini verirseniz, gazetenin her yerini satar. Yazı yazacak yer kalmaz, okuyucu gider. Ama reklamcının para getirmesi de şarttır. O zaman bunun dengesini kurmak çalışkan ve vizyoner yöneticilerin işidir. Aynı şekilde, dijital dönüşümde sorumluluğu değil gücü bilişim ekibine verirseniz her şey o kadar çok dijital olur ki, siz kullanamazsınız. Ayrıca özellikle yazılım ekibinin işi yapmak yerine, kendine yeni bir dünya kurmasına mutlaka engel olmalısınız. Çoğu yazılımcı sorunu çözmekten çok bundan sonra geleceğine inandığı sorunlara çözüm olacak sistemler üretir ki genelde sonraki sorunlar yazılımcıların beklemedikleri yerden gelir. Zaten sorunun nerden geleceğini tahmin edebilen yazılımcıya CEO denir. CTO ya da yazılımcı denmez.
Lider Olmayın, Yönetici Olun, Ama Samimi Olun
Dijital dönüşümde, kurumun içindeki herkesin konuya inanması şarttır. Lider olmak güzeldir ama olamıyorsanız rol yapmayın. Kendini bilen bir yönetici, samimiyetsiz bir liderden daha etkilid.r Zaten bu farkı çalışanlarınız hemen hisseder. Gerekiyorsa yönetici olun ama samimi olun ki; dijital dönüşümde de samimiyetiniz hissedilsin.
Stratejisi Olmayanın Hiçbir Şeyi Yoktur
Hannibal’in dediği gibi “Ya bir strateji bulun, ya bir strateji yazdırın.” Stratejisiz dijital dönüşüm, zıplayıp balıklama betona atlamak gibidir. Eğer stratejinizi yazabilecek durumda değilseniz, mutlaka bunu yazabilecek bir danışman ile çalışın.
Çalışanlarınızın İşini Kolaylaştırıyorsanız, Doğru Yoldasınız
Bütün bu söylenenleri yaptığınız halde doğru yolda olup olmadığınızdan emin değilseniz, çalışanlarınıza sorun. Eğer işlerinin kolaylaştığını düşünüyorlarsa sorun yok. Ama dijital dönüşümün iş yüklerini artırdığını söylüyorlarsa, bir yerde hata yapıyorsunuz demektir. O zaman ya projeden ya da çalışandan kurtulun!

Facebook reklamlarından RTÜK payını alıyor mu?

Bunu RTÜK üyelerine de sormak istiyorum. Türkiye’de televizyon reklamlarından RTÜK payı alınıyor. Televizyonlar bu paydan ve payın verilmemesinden doğan cezadan o kadar çok korkuyorlar ki; yarışma programlarında “özel bir şirkette çalışıyorum” diyor, kıyafetlerinin üzerindeki logolara bantlar yapıştırıyorlar. Bu iş özellikle magazin programlarında öyşe garip durumlara taşınıyor ki; bazen arkadaki herşey blurlandığı için, röportaj mı seyrediyorsunuz, rüyada mısınız karıştırıyorsunuz. Geçenlerde Tivibu’da film kanallarından birinde (bu kanallar sadece özel ödeme yapan abonelere açık) “Sosyal Ağ” filmini seyrediyorum, Facebook’un kuruluşunu anlatan filmde, facebook kelimesi “bip”lenmişti.
O anda birşeyi merak ettim, neredeyse her programda, her yarışmada, her dizide facebook ve twitter logolarını görüyoruz. Peki RTÜK sosyal ağ reklamlarından dolayı payını alıyor mu?
Devletin sosyal ağlara tanıdığı özerklik bir tek bana mı garip geliyor?
Üstelik bilimsel makalelere bakarsanız sosyal medya bağımlılığı alıp başını gidiyorken bu özerkliğin televizyonda sigara reklamlarının oynatılmasına izin vermekten ne farkı var? Sosyal medyanın zararları hakkında okuduğum son makalenin başlığı “iki hafta Facebook kullanmadığınızda beyninizde oluşan değişiklikler”di. Yani işin hangi seviyede olduğunu anlayınız.
Geçenlerde Ayşe Arman köşesinde bir röportajı anlatırken “Skype yaptık” yazdı. Ayşe Arman’ın bilemiyor olmasına şaşırmıyorum ama editörün, sayfa sekreterinin, genele yayın yönetmenin bu söylemi video konferans olarak değiştirmemeleri de bana garip geliyor. Dikkatsizlikle, gizli reklam arasında gidip geliyorsunuz.

KVKK ve spam

Kişisel verilerin korunması yasası ilk çıktığında, büyük markaların birçoğu ellerindeki veriyi yasaya uygun şekilde kullanabilmek için, birçok faaliyet gerçekleştirdiler. Önce danışmanlarına sorup, veriyi nasıl kullanılabilir yapacakları konusunda bilgiler aldılar. O dönemde hatırlarsınız, her alışverişten sonra birçok marka bize yeniden SMS almak istiyorum formları doldurttu. Markalar cezai yaptırımlardan etkilenmemek için, ulaşamadıkları müşterilerini iletişim listelerinden çıkarıp, çoğuna ulaşmayı sağlamak için bazen kampanyalar bile yaptılar. Hatta yanlış atılan bin tane SMS’in her birine ayrı ceza mı yoksa toplu ceza mı ödeneceği konusu uzun uzun tartışıldı.
Yasanın arkasından KVKK yani Kişisel Verilerin Korunması Kurumu kuruldu. Artık bizi ilgilendirmeyen, SMS’ler almıyacaktık. Öyle umut ediyorduk. Ancak aradan geçen sürede, önce kombiciler ardından hastaneler cesaretlendiler. Hayatımda kapısından içeri girmediğim halde Gaziosmanpaşa Hastanesi her ilkbaharda arayıp checkup bilgisi verip, ölüp ölmediğimi kontrol eder mesela. Kime şikayet ettiysem edeyim bunu yapmalarına engel olamadım. Hiçbir ilişkim olmadığı halde Avcılar Belediyesi devamlı mesaj yolluyordu, twitterdan ulaşıp yapmamalarını söyledim. Gerçekten artık atmıyorlar ama hiç alakam olmayan Eyüp belediyesi hemen ardından mesaj atmaya başladı. Belediyeler mesaj listesinden çıkma şansı da vermiyorlar. Özel olarak bulmak zorunda kalıyorsunuz kimin attığının.
İşte bütün bunları şikayet edebileceğimiz bir mercii olacaktı. Ama hala yok. Olacağı hissine de kapılmıyorum. Gerçi geçenlerde KVKK Başkanı, facebook ile uğraşacaklarını söyleyen bir demeç vermişti, ama çok merak ediyorum sormazlar mı ülkendeki spam konusunu çözmeden facebook ile uğraşmak nedir diye?